3 Nisan 2013 Çarşamba

ELMALI KURABİYE...

Bu kurabiyeyi genelde herkes bilir. Bir çok çeşit de tarifi vardır. Kendi tarifim diye söylemiyorum  bence en güzeli bu :) Yiyenlerde bu konu da hem fikir. Tarif yıllar önce katıldığım kurabiye kursundan. Bu kurabiyeyi birde böyle deneyin. Garanti veriyorum pişman olmayacaksınız :)
Malzemelerimiz:
1 paket margarin veya tereyağı(250 gr.)
1 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı yoğurt
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

İçi için:
4 adet elma
4 yemek kaşığı şeker
1 çay kaşığı tarçın
Yarım su bardağı biraz iri çekilmiş ceviz veya fındık

Hazırlanışı:
İlk önce elmaların kabuklarını soyup rendeliyoruz.
Üzerine 4 yemek kaşığı şekeri ilave edip yaklaşık 15 dakika pişiriyoruz.
Pişirdikten sonra tarçını ve fındığı ilave edip güzelce karıştırıp soğumaya bırakıyoruz.
Diğer taraf da hamuru yoğurmaya başlıyoruz.
İlk önce margarini bir tava da eritiyoruz.
Daha sonra un hariç bütün malzemeleri yoğurma kabında karıştırıyoruz.
Üzerine erittiğimiz margarini de ilave edip karıştırıyoruz.
Aldığı kadar un ilave edip elimize yapışmayacak yumuşak bir hamur elde ediyoruz.
Hafif un serptiğimiz masamızda  hamurumuzu yarım cm kalınlığında açıyoruz.
Sonra tencere kapağı yardımıyla yuvarlak şekilde kesiyoruz.
                          Alt resimdeki gibi kesip hazırladığımız karışımdan koyuyoruz.

Sonra sarıp şekillendiriyoruz.   Pişirme kağıdı serdiğimiz yada yağladığımız tepsiye diziyoruz.
175 derecede ayarladığımız fırınımızda üzeri çok hafif kızarana kadar pişiriyoruz.
Soğuduğunda pudra şekeri eliyoruz.
Kurabiyemiz hazır....

Afiyet olsun. Sevgiler...

1 Nisan 2013 Pazartesi

HİNDİSTAN CEVİZLİ SÜRPRİZ KURABİYE...

Geçen gün gittiğimiz alışveriş merkezinde elimize, pasta malzemeleri satan ünlü bir markanın kitapçığını sıkıştırdılar. Eve gelip incelediğimde bu tarifi gördüm. Daha önce bir çok blog arkadaşımda görmüştüm ama hiç denememiştim. Tarifte aklıma yatınca yarın gelecek olan misafirlerim için denemeye karar verdim. İyi ki de denemişim çok güzel oldu. Kurabiyeden çok kakaolu bisküvi gibi bir şey :) Bizler çok sevdik bakalım misafirlerim vede sizler sevecek misiniz?

Malzemelerimiz:
Hamuru için :
1 adet yumurta sarısı
1 su bardağı pudra şekeri
125 gr. oda sıcaklığında yumuşamış margarin
1 çay bardağı sıvı yağ
yarım çay bardağı kakao
1  paket kabartma tozu
1 paket vanilya
3-3,5 su bardağı un
--------------------------------------------------------------
İç dolgusu için:
2 çay bardağı hindistan cevizi
2 yemek kaşığı toz şeker
1 yumurta akı

Hazırlanışı:
Un hariç bütün malzemeleri karıştırma kabımıza alıyoruz güzelce karıştırıyoruz.
Ununu da ilave edip ele yapışmayan bir hamur elde ediyoruz.
Bir kasede hindistan cevizini toz şekeri  ve yumurta akını karıştırıyoruz.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elimizde yuvarlıyoruz.
Orta kısmını derin bir şekilde açıp hindistan cevizli karışımdan koyup kapatıyoruz.
Yuvarlayarak top şekline getiriyoruz.
Pişirme kağıdı serdiğimiz yada yağladığımız tepsiye diziyoruz.
175 derecede önceden ısıtılmış fırında 30-35 dakika pişiriyoruz.
Arzuya göre soğuduğunda  üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz.

Afiyet olsun. Sevgiler ....

30 Mart 2013 Cumartesi

ISPANAKLI KİŞ/TUZLU TART...

Biliyor musunuz ben 15 yaşına kadar hiç ıspanak yemedim. Zavallı annecim bana ıspanak yedirmek için ne diller dökerdi de ben yine de yemezdim. Sonra bir gün acıkmış bir halde okuldan eve geldiğimde evde sadece ıspanak yemeği vardı. O kadar açtım ki mecburiyetten yemeğe başladım. Yedikçe hoşuma gitmeye başladı hatta 2 tabak yemiştim o derece yani :))  O günden sonra görüntüsüne bakıp hiçbir yemeğe ön yargılı davranmayıp tadına bakıp karar verir oldum.
Hamuru daha önce yaptığımız kabaklı kişin hamuruyla birebir aynı. Sadece harcını ıspanaklı hazırlayıp pişirdim. Ispanaklı kiş bizde çok sevildi. Umarım sizlerde seversiniz....
Malzemelerimiz:
Hamuru için:
100 gr. margarin veya tereyağı (oda sıcaklığında iyice yumuşamış)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı yoğurt
yarım paket kabartma tozu
4-4,5 su bardağı un
1-1,5 tatlı kaşığı tuz
--------------------------------
500 gr ıspanak
2 yumurta
yarım çay bardağı sıvı yağ
1 adet kuru soğan
1 su bardağı peynir
tuz,pul biber

Hazırlanışı:
İlk  önce tart kalıbımızı yarım tatlı kaşığı erittiğimiz margarinle fırça yardımı ile güzelce yağlıyoruz.
Buzdolabına  koyuyoruz.
Tart kalıbınız yoksa büyük boy yuvarlak borcamı kullanabilirsiniz.
Oda sıcaklığında yumuşamış margarinle bütün malzemeleri karıştırıp güzelce bir hamur elde ediyoruz.( ele yapışmayan yumuşak bir hamur olacak)
Tezgaha un serpip merdane yardımıyla hamuru kalıbımız büyüklüğünde yarım cm kalınlığında açıyoruz.
Güzelce kalıbımıza seriyoruz.
Tabanı çok fazla kabarmasın diye kürdan batırıp birkaç yerinden deliyoruz.
Ispanakları güzelce yıkayıp doğruyoruz.
Yarım çay bardağı sıvı yağ da yemeklik doğradığımız soğanlarımızı hafifi kavuruyoruz.
Üzerine doğradığımız ıspanakları ilave edip çok hafif karıştırıyoruz.
O kadar hafif ki ıspanaklar ölmeyecek. Suyunu süzüp karıştırma kabına alıyoruz.
Soğuduktan sonra üzerine ezdiğimiz peyniri ve 2 adet yumurtayı kırıyoruz.
Tuzunu ve pul biberini ilave edip karıştırıyoruz.
Kalıba serdiğimiz hamurun üzerine güzelce yayıyoruz.
180 derecede önceden ayarladığımız fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.
Ilık halde dilimleyip servis ediyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler ...

29 Mart 2013 Cuma

KİVİ REÇELİ...

Merhaba, bugün sizlere çok güzel bir reçel tarifim var. Bilenler bilir kivi bir kaç senedir Doğu Karadeniz' de ciddi anlamda üretilip satılıyor. Hatta o kadar karlı ve verimli hale gelmeye başladı ki bazı kişiler çay ağaçlarını söküp yerlerine, üretimi daha az zahmetli kazancı daha bol olan kiviyi dikmeye başladılar. Artık bizlere de memleketten çay yerine kivi gelir oldu :) Evde de fazla seveni olmadığından reçel yaparak değerlendirelim istedik. Daha önce sevgili blog arkadaşım Aylin'de gördüğüm bu tarifi denemeye karar verdim. Bizde herkes sevdi. Sonuç gayette başarılı olunca sizinle de paylaşayım istedim.  Buyurun bakalım :)
Malzemelerimiz:
10 adet sert kivi
4,5 su bardağı toz şeker
1 su bardağı su
2-3 damla limon suyu

Hazırlanışı:

Kivilerin kabuklarını güzelce soyup yarım ay şeklinde doğruyoruz.
Pişireceğimiz tencereye koyup üzerine şekeri ve suyu ilave ediyoruz. Tencerenin kapağını kapamayın ki taşmasın!
Kısık ateşte ara ara karıştırarak koyulaşıncaya kadar pişiriyoruz.(ilk defa reçel yapacak olanlar bu kıvamı şöylede anlayabilir; bir çay tabağına 1 tatlı kaşığı pişen reçelden alıp buzdolabının buzluk kısmına koyup hemen soğutsunlar. Reçel istediğiniz akışkanlıktaysa olmuş demektir)
Koyulaşma başladığında limon suyunu ilave edip 3-5 dakika daha pişirip altını kapatıyoruz.
Reçelimizi soğutmaya bırakıyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler....

26 Mart 2013 Salı

BAL KABAKLI SÜTLÜ İRMİK TATLISI....

Merhaba, bugün sizlere güzel aynı zamanda çok da hafif bir tatlı tarifim var. Tarif sevgili blog arkadaşım Evimizde ki lezzetler'in tatlı sahibesi Mihriban' a ait. Bu tarifi ilk gördüğümde görüntüsünü çok beğenmiştim. Sevgili Mihriban tadının da  güzel olduğunu denememi tavsiye etmişti. İlk fırsatta denedim. Mihriban az bile söylemiş tadı çok çok güzel. Evdeki herkesten de güzel tepkiler aldı. Bu güzel tarif için çoooook  teşekkürler arkadaşım :))

Malzemelerimiz:
Tabanı için:
2 paket yulaflı bisküvi
3 yemek kaşığı tereyağı
------------------------------------------
İrmikli kat için:
1 su bardağı toz şeker
1 su bardağı irmik 
1 paket vanilya
3 yemek kaşığı hindistan cevizi
1 litre süt
------------------------------------------
Üst kat için:
1 kilo bal kabağı
2 su bardağı toz şeker( benim kabağım biraz tatsızdı sizde kabağınıza göre şekeri azaltıp çoğaltabilirsiniz)

Hazırlanışı:
İlk önce bal kabaklarını ince ince doğrayıp tencereye alıyoruz. Üzerine şekeri serpip kapağını kapatıp 30-40 dakika kadar bekletiyoruz. Daha sonra pişiriyoruz.
Kabaklar pişerken diğer taraf da bisküvilerimizi rondo da  incecik un gibi yapıyoruz.
Üzerine eritilmiş tere yağını döküp hamur gibi yoğuruyoruz.
Kelepçeli kalıbımızın tabanına güzelce yayıyoruz.
İrmikli kat için süt hariç bütün malzemeleri tenceremize alıp karıştırıyoruz. En son sütü de ilave edip tel çırpıcı yardımıyla sürekli karıştırarak pişiriyoruz.
Sıcak halde bisküvi yaydığımız kalıbımıza döküp soğutuyoruz.
Son olarak da pişen kabaklarımızı püre haline getirip irmikli karışımın üstüne güzelce yayıyoruz.
1 gece buz dolabının da dinlenmeye bırakıyoruz.
Üzerini çekilmiş ceviz ,fındık veya hindistan cevizi ile süsleyip dilimleyerek servis ediyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler...

25 Mart 2013 Pazartesi

KURU ÜZÜMLÜ PORTAKALLI KURABİYE....

Merhaba, bugün sizlere mis gibi portakal kokan bir kurabiye tarifim var. Tarif sevgili kız kardeşim Yıldız' ait. Hatta bu kurabiyeleri de geçen gün bize geldiğinde kendisi yaptı. Bizde afiyetle yedik :) Teşekkürler canım kardeşim. İnsanın kardeşinin olması çok güzel helede 3 kız kardeşinin olması dahada güzel. Aslında genç kızlık dönemimizde pek anlaşamasak da sonraları çok iyi anlaşır olduk. Başkası ne kadar iyi arkadaşın dostun da olsa maalesef  insanın kardeşi gibi olmuyor. Onun için imkanı olan aileler çocuk sayısını bir iki çocukla sınırlamasın. ( Başbakan gibi konuştum:) ) Neyse lafı fazla uzatmadan biz tarifimize geçelim...
Malzemelerimiz:
125 gr. margarin veya tereyağı (oda sıcaklığında bekletilmiş)
2 adet yumurta
1 su bardağı toz şeker
Yarım su bardağı hindistan cevizi
Yarım çay kaşığı mahlep
3/4 su bardağı kuru üzüm
Yarım çay kaşığı karbonat
1 paket kabartma tozu
Yarım çay bardağı portakal suyu
Yarım portakalın kabuğu ( minik minik doğranmış olacak)
Aldığı kadar un 

Hazırlanışı:
Un hariç bütün malzemeleri yoğurma kabının içinde karıştırıyoruz.
Unumuzu da azar azar ilave edip kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde ediyoruz.
Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, elimizle yuvarlıyoruz.
Pişirme kağıdı serdiğimiz yada yağladığımız tepsiye geniş aralıklarla diziyoruz.
180 derece de ayarladığımız fırınımız da üstleri hafif kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler...

22 Mart 2013 Cuma

GÜRCİSTAN/BATUM

Merhaba, gezi notlarımda en son Karadeniz turu kapsamında yaptığımız Rize/Fırtına ve Ayder yaylasını anlatmıştım. Şimdi de sıra geldi Gürcistan sınırları içerisinde bulunan Batum şehrini benim izlenimlerimle anlatmaya..
Batum'a Sarp sınır kapısından kimliklerimizi gösterip geçtik. 
Batum Gürcistan'ın Karadeniz kıyısında Acara Özerk Cumhuriyeti'in yönetim merkezi olan bir liman kentidir. Şehir merkezi Türkiye sınırına 20 km uzaklıktadır. Batum'a girmeden şehrin girişindeki dükkanlarda paramızı Gürcü para birimi olan Lari ye çeviriyoruz.
Batum şehir merkezine girdiğimizde bizi Sovyet zamanından  kalma bu büyük eski dökük bloklar karşılıyor.
Bu binalardan 2-3 adet anı olsun diye bırakılıp diğerleri yıkılacakmış. Şehir yeniden yapılandırılıyor.  Şimdi ki görüntüsü adeta bir şantiye görünümünde sayılır. Biz oradayken 14 adet 5 yıldızlı otel inşaatı çalışması vardı. Burayı  Las Vegas gibi  bu bölgenin Casino şehri yapacaklarmış.
Şehri gezmeye Avrupa meydanından başlıyoruz. Boyu sanki göğe değecekmiş gibi duran Medea heykelini görüyoruz.
                                             Medea heykelinin yakından çekilmiş hali..
                               Yapılan binaların mimarisinde Avrupa ve Rus karışımı görmek mümkün
                                                    Batum sokaklarında yürüyerek turluyoruz.

                                                                 Tiyatro binası...
                                         Avrupa Meydanda bulunan Neptün heykelli fiskiyeli havuz...
             Şehrin sokakları yeniden düzenleniyor. Yol kenarları palmiye ağaçlarıyla yeşillendirilmiş..
Öğlen olmuş artık doğal olarak da karnımız acıkmıştı. Batum' da yemek yemek biraz sıkıntı. Çünkü turizm yeni yeni başladığı için yerel halkta biraz fakir olduğundan öyle çeşitli restoranlar yok. Allah'tan bizim laz uşakları bu eksikliği fark edip  işe el atmış da aç kalmaktan kurtulduk :) Arhavi restoran adlı bir yerde bu güzel döneri yiyebildik.
Yemekten sonra şehri kaldığımız yerden turlamaya devam ettik.
 Batum'un deniz kenarında bulunan Alfabe Kulesinin yüksekliği 130 metre  üzerinde harflerin uzunluğu da tam tamına 4 metreymiş.
                                                          İnsan yüzü şekli verilmiş bir bina...
 
                          Batum sokaklarında altmışlı  yıllardan kalma arabalar görmek mümkün...
Daha sonra 112 hektarlık  içinde binlerce ağaç çeşidi ve bitkinin olduğu meşhur Batum Botanik parkını geziyoruz. Parkta 5000 den fazla bitki türü varmış. Bunların 2000 adeti  ağaç ve çalılarmış geri kalanları da gül ve çiçek türevleriymiş.
                                           İlk defa canlı olarak suyun içinde  gördüğüm nilüfer çiçekleri...
                                Botanik parkta bulunan içinde insanların yaşadığı bir kulübe....
                                                       Botanik parktan genel bir görünüm...
                                      Botanik parktan görünen muhteşem Karadeniz manzarası...
     Evet geldik parkın en ilginç ağacını görmeye.. Ağaç yere devrilmiş ve dalları yukarı doğru büyümüş.
Aynı zamanda köprü görevi de görüyor. Ne kadar güzel görünüyor. Sizce de öyle değil mi?
Bu yorucu ve oldukça da doyurucu gezinin sonunda, otelimize yerleşip akşam yemeğine kadar dinleniyoruz.
Tur rehberimiz bizim için gürcü gecesi organize etmişti. Geceye Gürcü yemeklerini tadarak başladık. İlk yemeğimiz haşlanmış tavuk göğsü ve soslarla bezenmiş bir çeşit mezeydi.
    2. yemeğimiz Pkhali adını verdikleri ceviz patlıcan ve baharatlardan  oluşan lezzetli bir mezeydi.
En son olarak da Gürcistan'ın en meşhur yemeklerinden biri olan Haçapuri yi tattık. Haçapuri aslında bildiğiniz peynirli pide. Bizde ise  ismi değişik geldiği için farklı bir beklenti vardı oysa ki :)
Yemeklerimizi yedikten sonra gürcü müziği eşliğinde eğlenip danslar ediyoruz. Müzisyenler biraz ehli keyifler bir şarkı söylüyorlar 10 dakika dinleniyorlar. Tam havaya giriyorsun pat diye bitiyor...
Geceyi güzel danslar eşliğinde tamamlıyoruz.

Biz bu güzel şehri gecede gezip dolaşmak istiyoruz. Ve bir grup arkadaşla kendimizi sokaklara atıyoruz. Gündüz gördüğümüz her yeri birde gece ışıklandırılmış olarak görüyoruz. İyi kide geziyoruz. Çünkü Batum kesinlikle gece daha güzel...
 Ters çevrilmiş süt şişesi şeklinde olan renkli ışıklarla donatılmış bu bina Batum adalet sarayı. Adalet toprağa aksın herkese eşit dağılsın diye binayı bu şekilde yapmışlar. Ne kadar ince bir düşünüş..
                                                               Işıklandırılmış bir değirmen....
                                        Batum'un en yüksek binası olan Sheraton oteli...
Ters bir şekilde inşa edilmiş ters restoran..
                                                            Tiyatro binasının ışıklı hali....
                              Gündüz gördüğümüz Avrupa meydanının gece  ışıklandırılmış hali...
Batum için su ve ışık şehri diyebiliriz. Gece muhteşem güzellikte ışıklı su gösterileri var. Biri bitiyor biri başlıyor oturup saatlerce izleyebilirsiniz...
                                     
                           Su gösterisini sizler için videoya almaya çalıştım. Buyurun bakalım :)))

Su gösterisinin sonunda yorgun argın ama mutlu bir şekilde dinlenmek için otelimize doğru yol alıyoruz.

                                                     Devamı var :)))