11 Mayıs 2012 Cuma

MIHLAMA / MUHLAMA (KUYMAK)

Günaydın,
Yaz geliyor. Güneşli havalar bana hep açık havada yapılan kahvaltıları anımsatır. O yüzden bu aralar kahvaltı tariflerine ağırlık verebilirim.
Karadeniz mutfağının vazgeçilmezidir mıhlama. Halk dilinde şiveli olarak muhlama diye tabir edilir.
Mıhlama kaliteli ve bol malzeme kullanılırsa damak tadınızın hakkını verir. Bazı yörelerde kaymakla ya da ayranla yapılır. Ama ben size annemden öğrendiğim şekliyle tarif edeceğim.

Mıh sözlük anlamı olarak çivi demektir. Hani gücü kuvveti dile getirmek için mecazi anlamda çivi gibiyim deriz ya. Mıhlamanın içinde de tereyağı, peynir, mısır unu gibi kuvvetli gıdalar olduğu için de, Karadeniz'de  vücudu çivileme anlamına gelen mıhlama diye tabir edilir, bu lezzetli yiyecek.



Malzemeler:
3 yemek kaşığı tereyağ
4 yemek kaşığı mısır unu
3 yemek kaşığı lor peyniri ya da tel peynir
2 su bardağı ılık su
5-6 adet küp küp doğranmış kaşar peyniri
tuz

Hazırlanışı:

  • Bir tavada tereyağı eritiyoruz.
  • Mısır ununu koyup karıştırarak yaklaşık 5 dakika, mısır ununun rengi dönene kadar kavuruyoruz.
  • Lor peyniri de koyup karıştırıyoruz.
  • 2 su bardağı ılık suyu ve tuzunu  koyarak topaklanmaması için hızlı hızlı karıştırıyoruz.
  • Daha sonra kısık ateşte  pişiriyoruz. Kaşar peyniri de üzerine eşit miktarda dağıtarak 3 dakika kadar kısık ateşte pişiriyoruz. İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz. Mıhlamanın en belirgin özelliği dibine tutmasıdır. Çünkü en lezzetli kısmı, tutmuş dibidir :)



Afiyet olsun. Sevgiler...

10 Mayıs 2012 Perşembe

BAYAT EKMEK PİZZASI...

Günaydın,
Hem evde bir köşeye kurulmuş bayat ekmeklerinizi değerlendirmek, hem de kahvaltı da altarnatif bir tat sunmaya ne dersiniz ?
Biz ailecek çöpe atılan her lokmanın, mutfağımızın bereketini kaçırdığına inanırız. O nedenledir ki, fazla yemeklerimizi buzdolabımızın derin dondurucu bölümünde şoklama yöntemiyle saklayıp, hem atılmasını önleyip hem de ilk gün ki tazeliğini koruyarak muhafaza ederiz. Gıda şoklama yöntemine daha sonra ki dönemlerde sayfamda yer vereceğim.
Bazen babam fazla ekmek aldığı ya da yenmediği için bayatlayan ekmekleri genelde rondadan geçirerek derin donduruca da saklar, köftelerde kullanırım. Ya da küp küp kestiğim ekmekleri tereyağın da çevirip fırınlayıp poşetlerim. Daha sonra çorbalarla ikram ederim.
Bu sabah mutfağa kahvaltı hazırlamak için girdiğimde, çok fazla bayatlamaya başlamış ekmek olduğu aklıma gelince nasıl değerlendirsem diye düşündüm. Ekmeğin özü hamur olduğuna göre, neden bu bayat ekmekleri geri dönüşüm yapıp, hamur haline, yani ilk evresine geri çevirmiyorum ki dedim kendime. Pekiii ekmek hamurundan neler yapılır diye düşünürkeeeeeeeennnnn, beynimde çakan fikir şimşeklerinin coşkusuyla kendimi pizza hazırlarken buldum. Mutlaka daha önceden bu fikri edinen ve uygulayan bir çok insan olmuştur.
Ben evde bulunan malzemelerden yaptım pizzamı. Siz iç malzemelerini çeşitlendirebilirsiniz.
Heee bu arada biz kepek ekmeği tükettiğimiz için pizzamızda kepekli pizza oldu haliyle :)


Malzemeler:
1 adet bayat ekmek
1 su bardağı süt
1 yumurta
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çorba kaşığı un
1 çay kaşığı karbonat ya da yarım paket kabartma tozu

İç malzemeler:
rendelenmiş kaşar
rendelenmiş beyaz peynir
5-6 adet siyah zeytin
2 domates
2-3 adet çarliston biber
1 su bardağı konserve menemen ya da 2 adet rendelenmiş domates
tuz, pul biber, kekik
maydanoz

Hazırlanışı:
  • Bir kabın içine ekmeklerimizi ufalıyoruz.
  • Süt, yumurta, 1 çay bardağı sıvı yağın yarısı, karbonat ve unu da ekleyerek yoğurarak  pizza hamurumuzu hazırlıyoruz.
  • Yağladığımız yuvarlak fırın kabının içine hamurumuzu alarak, el yordamıyla ince bir tabaka halinde  fırın kabına yayıyoruz.
  • Bir tavada 2 çorba kaşığı tereyağını kalan yarım çay bardağı sıvı yağla eritiyoruz.
  • Eriyen yağımızın yarısını hamurumuzun üzerinde gezdiriyoruz
  • Rendelediğimiz kaşarın bir miktarını ayırıyoruz geri kalanını  hamurumuzun üstüne serpiştiriyoruz
  • Kaşarın üstüne rendelenmiş beyaz peynir ve onun da üzerine konserve menemen ya da rendelenmiş domates koyuyoruz
  • Halka halka dilimlediğimiz çarliston biberlerle,domatesleri üstüne diziyoruz.
  • En üste çekirdeklerini çıkardığımız zeytinleri dizerek, daha önceden ayırdığımız kaşarları serpiştirerek, tereyağını gezdiriyoruz.
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz...
  • Pizzamıza tuz, pul biber, kekik ve maydanoz serperek 170 derece ısıda pişiriyoruz.
  • Pişen pizzamızı üçgen dilimleyerek sıcak bir şekilde servis tabağımıza alıp, kahvaltı masamızı taçlandırıyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler....


9 Mayıs 2012 Çarşamba

PATATESLİ BULGUR PİLAVI...

Merhaba Marifetli Hanımlar,
Annelerimizden bugüne bir alışkanlıktır "bugün ne pişirsem"diye kendi kendimize sormak. Eeee her gün pasta börek yapacak değiliz ya, bunun bir de yemek kısmı var.
Bugün sizlere köy kokulu yemeklerden biri olan Bulgur Pilavının tarifini vereceğim. Hadi bakalım şimdiden afiyet olsun, bal şeker olsun :)
Ayrıca  bu tarifi yöresel lezzetler etkinliğinin ev sahibesi Safiye ile'ye gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım..




Malzemeler:
1,5 su bardağı pilavlık bulgur
2 baş kuru soğan
3-4 adet çarliston biber
1 diş sarımsak
2 adet domates rendesi
2 yemek kaşığı biber salçası
1 adet patates
2.su bardağı sıcak su
1 çay bardağı sıvı yağ
pul biber,tuz,maydanoz

Hazırlanışı:

  • Pilav tenceremize sıvıyağı ardından küp küp doğradığımız soğanlarımızı koyup kavurma işlemine başlıyoruz.
  • Henüz pembeleşme den küçük küp küp doğradığımız patateslerimizi ekliyoruz.
  • Kavurmaya devam ediyoruz sırayla halka halka doğradığımız çarliston biberleri ve rendelediği miz sarımsakları ekleyip pembeleşene kadar kavuruyoruz.
  • Üzerine domates rendeleyip, salçamızı da ekleyerek kavurmaya devam ediyoruz. Yıkayıp süzdüğümüz bulgurları mızı ekleyip bir iki karıştırarak  salçalı soğanlı içle bulguru iyice özleştiriyoruz.
  • Üzerine tuz, pul biber ve sıcak suyumuzu da ekleyip tenceremizin kapağını kapayarak kısık ateşte su kendini çekip bulgurlar yumuşayana kadar pişiriyoruz.
  • Pişmeye yakın maydanoz ekleyip pilavımızı bir kez karıştırıp altını kapatıyor ve kapağını da kapayarak demlenmeye bırakıyoruz.


Afiyet olsun. Sevgiler...

8 Mayıs 2012 Salı

MOZAİK PASTA...

         Merhaba, uzun zamandır denemek isteyip de bir türlü denk getiremediğim mozaik pastayı hafta sonu yapabildim :)) Baştan şunu söyleyeyim kakaolu tatları sevenlerin çok beğeneceği bir lezzet oldu kendileri.
Bizim evdeee, erkek kardeşim çok sevdi. Hatta iki porsiyon yedi:)) Babam pek sevmedi:(( Beni en çok şaşırtan da kakaolu şeyleri pek sevmeyen annemin bu pastayı beğenmesi oldu:)))) Anneciğim çok şaşırtıyorsun beni son zamanlarda haberin olsun:)))) Tarifi  Uzman tv.'den aldım. İçine ben muz ve çilek ilave ettim. Bence yakıştı da. Yakışıp yakışmadığına sizde deneyip karar verebilirsiniz. Buyurun bakalım....
Ayrıca bu tarifi 75.hafta porselen çay demlik etkinliğinin yeni ev sahibesi bir dilim düş 'e gönderiyorum.
Kolay gelsin arkadaşım...






Malzemelerimiz:
2  paket petit beurre bisküvi(kare büsküvi)
150 gr tereyağı
1 çay bardağı pudra şekeri
1,5 su bardağı süt
1 bardak iri çekilmiş fındık veya ceviz
2 yemek kaşığı kakao
2 adet muz
1 kase çilek

Üzeri için:
yarım paket hazır çikolata sosu
sosu pişirmek için 1,5 su bardağından 1 parmak az süt.
Üzerini süslemek için hindistan cevizi

Hazırlanışı:

  • İlk önce bisküvilerimizi  karıştırma kabımız da 1 tanesini dörde bölecek şekilde kırıyoruz.
  • Diğer tarafta kısık ateşte 150 gr tereyağı eritiyoruz.
  • Tereyağı erittikten sonra 1,5 su bardağı sütü ilave ediyoruz. Kaynama seviyesine gelmeden ocaktan alıyoruz. (Kaynatırsak hamur olur bisküvilerimiz dikkat edelim)
  • İçine 2 yemek kaşığı kakao muzu ilave edip güzelce karıştırıyoruz.
  • Daha sonra bu karışımı bisküvilerin üzerine döküyoruz.
  • Pudra şekerini fındığı da döküp güzelce karıştırıyoruz.
  • Dökeceğimiz kalıbın içini streçfilm  yayıyoruz.. Çıkartırken zorluk yaşamamak için
  • Hazırladığımız karışımın yarısını kalıba döküp ortasına bütün halde muzları boylu boyunca koyuyoruz. Kenarlarına dilimlediğimiz çilekleri de diziyoruz.
  • Sonra kalan harçla da  üzerini güzelce kaplıyoruz.Streçfilm le kapatıyoruz.
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz.
  • Buzdolabının derin dondurucu kısmında 3  saat kadar bekletiyoruz.
  • En son olarak yarım paket çikolata sosunu 1,5 su bardağından biraz az sütle karıştırarak pişiriyoruz.
  • Pişirdikten sonra soğumaya bırakıyoruz. Ara ara kabuk bağlamaması için karıştırıyoruz.
  • 3 saat Buzdolabında bekletip  çıkardığımız pastanın üzerine döküyoruz.İstediğimiz gibi süslüyoruz.


Afiyet olsun. Sevgiler...


7 Mayıs 2012 Pazartesi

BAL KABAKLI KEK...


      Günaydın, iyi haftalar, hepinize mutlu güzel bir hafta diliyorum. Her şey gönlünüzce olur inşallah... Üzerinize afiyet annem hafta sonu biraz rahatsızdı. Annem bal kabağını çok sever. Kardeşim Yıldız'da bize gelirken annem için yaptığı bu bal  kabaklı keki  getirmiş.Çok çok makbule geçti. Misafirlerim de vardı çayın yanında çok güzel afiyetle yendi:))) Teşekkürler canım kardeşim her zamanki gibi hızır gibi yetiştin:))) Bende sizin için fotoğraflayıp tarifini aldım:)))





Malzemelerimiz:
1 su bardağı şeker
2 adet yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı sıvı yağ
2,5 su bardağı un
2 paket vanilya
2 paket kabartma tozu
2 su bardağı bal kabağı rendelenmiş(çiğ rendelenmiş şekilde hamurumuza ekliyoruz)

Hazırlanışı:

  • İlk önce yumurta ile şekeri mikserle yada tel çırpıcı ile çırpıyoruz.
  • Mikserin uçlarını çıkarıyoruz. Devamında mikseri çalıştırmadan uçlarını kullanarak  elimizle karıştırıyoruz.
  • Sütü sıvı yağı koyup uçlarla karıştırıyoruz.
  • Bal kabağı hariç diğer bütün malzemeleri de koyarak iyice karıştırıyoruz.
  • En son bal kabağını da koyup  karıştırıyoruz..
  • Yağladığımız kalıbımıza döküyoruz. Kalıptan kolay çıkması için yaptığımız işlemleri buradaki önemli not kısmını okuyup uygulayabilirsiniz. 
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz:)))
  • 175-180 derece ayarladığımız fırınımızda yaklaşık 45-50 dakika pişiriyoruz.
  • Fırından çıkar çıkmaz servis tabağımıza kekimizi ters çeviriyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler...

5 Mayıs 2012 Cumartesi

ÖDÜLÜM VAR...


Yine ödül aldım:))) ...Sevgili anneanne'nin emekleri sağ olsun beni  ödüle layık görmüş. Kendisine çok çok teşekkür ediyorum.



Bende bu ödülü beni izleyen tüm blog arkadaşlarıma gönderiyorum. Sevgiler....

4 Mayıs 2012 Cuma

EYÜP SULTAN ZİYARETİ...

     Merhaba, herkese hayırlı cumalar. Allah bütün dualarınızı(mızı) kabul eder inşallah.. Geçen haftalarda ailecek  uzun zamandır planladığımız, ama her seferinde bir mani çıktığı için gidemediğimiz Eyüp Sultan ziyaretimizi yapabildik. Cuma günü olduğu için çok kalabalıktı, ama yinede çok güzeldi.. Çok farklı bir atmosferi var, nasıl anlatacağımı bilemiyorum, huzur mu desem maneviyat mı desem tam doğru cümleyi bulamıyorum. Bildiğim tek şey oradayken dünyanın sorunlarından uzaklaştığım.
     Biraz Eyüp Sultan'ın kim olduğundan bahsedelim bilmeyen dostlarımız için . Ebu Eyyüb el-Ensari asıl adı Halid Bin Zeyd olup Medineli ilk müslümanlardan ve seçkin sahabilerden biridir. Peygamber Efendimiz 622 yılında Mekke'den Medine'ye hicet ettiği zaman, evi yapılana kadar 7 ay onun evinde misafir  kalmıştır. Peygamber Efendimiz hayatta bulunduğu sürece yanından hiç ayrılmamıştır. Peygamber efendimizin vahiy katipliğini yapmıştır.
   Peygamber Efendimiz'le birlikte Bedir, Uhud ,Hendek savaşlarına katılmış. Hayber'in Mekke'nin ve Taif'in fethinde bulunmuştur. Bu savaşlar sırasında zaman zaman Peygamber Efendimiz'in korumalığını yapmıştır. Peygamber Efendimiz'in vefatından sonraki devirlerde Suriye,Filistin,Mısır ve Kıbrıs'ı fetheden orduda yer almıştır.
   669 yılında 80 küsür yaşında iken İslam ordusu ile beraber İstanbul seferine katılmış ve kuşatma esnasında şehit düşerek buraya defnedilmiştir. Kabri Fatih Sultan Mehmet'in 1453 yılında İstanbul'u fethetmesinden sonra Hocası Akşemsettin tarafından keşfedilmiş ve üzerine türbe yaptırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet türbeyi yaptırdıktan 5 yıl sonra 1458 tarihinde Eyüp Sultan Camiini yaptırıp ibedete açmıştır.


Eyüp Sultan'a kadar gelip dua etmeden namaz kılmadan dönmek olmazdı. Namaz saatine kadar çarşısını meydanını gezdik. Çok renkli ve ilginç şeylerin olduğu bir çarşısı var .Giderseniz bir görün derim.

        
                                 Ortasında bu güzel fiskiyenin olduğu çok güzel bir meydanı var..
                                                                        Caminin meydandan görünüşü...

Namaz saati yaklaştı içeri girelim dedik ama nerede!!!. Herkes erkenden yerini tutmuş biz bunu bilmediğimiz için içeri giremedik. Allah kabul ederse dışarıda serilen hasırlar üzerinde namazımızı kılabildik. Buraya kadar geldik caminin içini türbeyi göremeden mi gideceğiz. Bekleyelim dedik yaklaşık bir 45 dakika sürdü insanların içeriyi boşaltması. Hayatımda hiç bu kadar insanı bir arada görmemiştim. Buda benim için farklı bir tecrübe oldu. Ama beklediğimize değdi caminin güzelliğini görünce..


                                                                        Caminin ön avlusu...
Caminin ana giriş kapısı...
Caminin muhteşem içi....
 


Türbeye giremedik maalesef içeride tadilat varmış. Allah kabul ederse dışarıdan yaptık dualarımızı. Caminin avlusunda kocaman bir çınar ağacı var. Resmini çekmeye çalıştım.
Eyüp Sultan Camii'ni  ziyaret ettikten sonra Caminin hemen aşağısında olan Bahriye Nazırı Hüsnü Paşa'nın ailesiyle birlikte yattığı türbesinide ziyaret ettik

En son olarak da  Osmanlı padişahlarının otuz beşincisi ve İslam halifelerinin yüzüncüsü Sultan Mehmet Reşat Han Türbesini ziyaret ettik
Aslında Eyüp'e her geldiğimizde yaptığımız, Pierro loti de Haliç manzarası eşliğinde çay içme planlarımızda vardı. Ama maalesef yeğenlerimin okuldan çıkış saati yaklaşıyordu , bizim gidecek uzun aşılacak köprü trafiğimiz vardı. Çay keyfimizi başka bir zamana erteleyip yolumuza koyulduk. Sevgiler....