3 Mayıs 2012 Perşembe

YANARDAĞ PASTA....

        Günaydın, birazdan size yapması çok mu çok basit, görüntüsü muhteşem tadı da enfes bir pasta tarifim var. Biraz  abarttım mı acaba!!! Sizde gördüğünüzde bana hak vereceksiniz.
Tarif  sevgili kuzenim Dilek'e ait. Bu pastayı kendi elleriyle sizin için yaptı:)) Ben sadece fotoğrafladım. Canım çok çok teşekkür ediyorum. Ellerine sağlık. Başka tariflerini de bekliyorum:)) Şimdi sizi daha fazla meraklandırmadan başlayayım:))
Ayrıca bu tarifi   porselen demlik etkinliğinin ev sahibesi sevgili arkadaşım Paşasofram 'a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım.
                                                        
   
                                                             

Malzemelerimiz:
1 adet kakaolu pandispanya (kakaosuz da olur)
2 poşet krem şanti
1 su bardağı süt
1 su bardağı damla çikolata(yoğun çikolata sevmeyenler yarım bardak koyabilir)
1 paket petit beurre bisküvi(kare bisküvi)
3 adet muz
1 paket meyveli sos ahududu çilekli, pembe paket(arzuya göre çikolata sosu da olabilir)
  
Hazırlanışı

  • İlk önce 1 bardak sütle krem şantimizi mikserle çırparak hazırlıyoruz. 10 dakika kadar buzdolabında bekletiyoruz.
  • Sonra içine bisküvilerimizi küçük küçük kırıyoruz.
  • Muzlarımızı da küçük küçük küp şeklinde kesip içine koyuyoruz.
  • 1 su bardağı damla çikolatayı da koyup güzelce karıştırıyoruz.
  • Daha sonra kekimizin yarısını servis tabağına koyup sütle hafif ıslatıyoruz.
                 Sonra resimde görüldüğü gibi bütün harcı üstüne koyup şekil veriyoruz.

Daha sonra kekin kalan kısmını resimde de görüldüğü gibi üçgen şeklinde parçalara kesiyoruz.
Kekimizin üstüne eşit aralıklarla yapıştırıyoruz.
 
Önceden üzerindeki tarife göre hazırlayıp, pişirip soğuttuğumuz meyveli ahududu çilekli sosu üzerine döküyoruz. İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz. Buz dolabında 1-2 saat beklettikten sonra servis edebilirsiniz.
Afiyet olsun sevgiler....


2 Mayıs 2012 Çarşamba

HAVUÇLU PATATESLİ TOPLAR...

      Merhaba, geçmiş yazılarımda hatırlarsanız bahsetmiştim. Birsen'in misafirleri için Hacer'in yaptığı bu nefis toplardan. Şimdi sıra geldi, tarifini sizinle paylaşmaya. Gelen misafirlerimiz ve biz çok beğendik. Buradan tekrar teşekkür ediyorum sevgili Hacer'e canım benim ellerine sağlık:))
Ayrıca bu tarifi   porselen demlik etkinliğinin ev sahibesi sevgili arkadaşım Paşasofram 'a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşım.



Malzemelerimiz:
5-6 adet orta boy patates
3 orta boy havuç
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 kase yoğurt
tuz,nane,pulbiber,kekik

Hazırlanışı:
  • Havuçları rendeleyip 2 yemek kaşığı sıvıyağla hafif kavuruyoruz.
  • Patatesleri soyup haşlıyoruz.
  • Haşladıktan sonra süzüp, güzelce eziyoruz.
  • Havuçla beraber karıştırıp tuz ilave ediyoruz.
  • 2 yemek kaşığı yağ ilave edip iyice yoğuruyoruz.
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayıp top haline getirip, servis tabağımıza diziyoruz.
  • Her bir topa yaklaşık 1 yemek kaşığı yoğurt döküyoruz.
  • Üzerlerini nane, kekik ve pul biberle süsleyip, ortalarına kürdan batırıyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler...

1 Mayıs 2012 Salı

ÇOK YÖNLÜ BLOGGER ÖDÜLÜ...





Sevgili  arkadaşım  Ayşe Bir kase lezzet
  bana geldi ve bana bir ödülüm olduğunu bildirdi.
 Versatile Blogger Ödülü. Çok Yönlü Blogger Ödülü.
 Çok teşekkürler  ediyorum kendisine. Bu ödüle beni layık gördüğü için.:)))


Ödülün kuralları var dedi.......
Hadi kuralları uygulamaya başlayalım:)))

1. Siz de 11 arkadaşınıza vereceksiniz bu ödülü.
Kime nasıl vereceğim, kimseyi ayıramam ki ama ben.. Sonunda kendimce bir formül buldum:))). Beni takip eden blog arkadaşlarım ismini tek tek yazıp kura  çektim. İşte şanslı arkadaşlarım..




2. Ödül aldıklarını bloglarına gidip haber vermeniz gerekiyor.
 
Arkadaşlar yazımı tamamlar tamamlamaz geliyorum sizi haberdar etmeye..

 3. Kendimizle ilgili 7 gerçek paylaşıyoruz.

1) Uzun zamandır açmayı düşündüğüm blogumu 2 aydır  hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyorum.

2) Yemek yapmayı mutfakta olmayı,yaptıklarımı sevdiklerimle paylaşmayı çok seviyorum.

3) Seyahat etmeyi değişik yerleri görmeyi.Gittiğim yerlerin kendine özgü lezzetlerini yemeği çok seviyorum.

4) Ailemle sevdiklerimle zaman geçirmeyi çok seviyorum.

5) Sizleri takip etmeyi yazdıklarınızı okumayı çok seviyorum.. Bloğum olmadan öncede bunu yapıyordum. Beni bu kadar kısa sürede aranıza aldığınız için çok teşekkür ediyorum.

6) Günde en az yarım saatimi  kitap okumaya, ayırmaya çalışıyorum. Daha çok yaşanmış hikayelerden olan kitapları okumayı seviyorum.

7)Az daha unutuyordum. Film izlemeyi sinemaya gitmeyi de çok severim. Özellikle tarihi filmleri ve Jane Austen kitaplarından uyarlanan filmleri izlemekten çok hoşlanırım. En çok sevdiğim film Jane Austen aynı adlı kitabımdan uyarlanan Aşk ve gurur filmidir.

4. Size ödül veren kişiye teşekkür edin.
Bir kase lezzet blogunun sahibesi Sevgili Ayşe'ye  çok teşekkür ediyorum.
Ayrıca bu ödülü başlatan Fake Neuron,'na teşekkür ediyorum


5. Versatile Blogger Ödül fotosunu blogunuza ekliyorsunuz

.................................................................................................................................

FIRINDA ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR DOLMASI...

    Merhaba, enginar sever misiniz? Çoğunuzun hayır dediğini duyar gibiyim. Biliyor musunuz ?Bir kişinin yılda en az 50-60 adet enginar yemesi gerekiyormuş. Bende bilmiyordum ama öyleymiş:))  Ama nerede 10 adet yesek amenna :))
Enginar bizim evde pek sevilmiyor. Babam faydalı olduğunu bildiği için ses çıkarmıyor. Annem hele hiç suratına bakmıyor. Ama ben inatla yapmaya devam ediyorum. Her zaman tadı güzel olan şeyleri değil bazende yararlı vitamini bol ürünler yemeliyiz dimi ama :)) Şimdi tam da mevsimi.. Biraz size enginarın faydalarından bahsetmek isterim. Enginar için karaciğerin baş dosttu desek yanlış olmaz herhalde.. Enginar karaciğeri korur. Karaciğer rahatsızlıklarının daha çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Karaciğer ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Böbrek kumlarını döktürür. Sindirimi kolaylaştırır. İdrar söktürür. Kolesterolü düşürür. Kandaki şeker oranını ayarlar. Kalp ve damar  sağlığını da korur. Kısacası çok faydalı bir sebzedir. Tadını sevsek de sevmesek de üzgünüm ama yemeliyiz. Şimdi size yapması çok basit bir enginar dolması tarifim var. Buyurun bakalım.....




Malzemelerimiz:
5 adet soyulmuş hazırlanmış  enginar
1 adet 500 gramlık garnitür(orta boy kavanoz)
2 adet soğan 
1 çay bardağı zeytinyağ(biraz azaltılabilir)
1 tatlı kaşığı şeker 
tuz. 

Hazırlanışı:

  • İlk önce enginarlarımızı  yıkayıp,pişireceğimiz borcama diziyoruz.
  • Diğer tarafta küp küp yemeklik doğradığımız soğanlarımızı 2 yemek kaşığı zeytin yağda kavuruyoruz.
  • Daha sonra üstüne süzdüğümüz garnitürleri, tuzunu  koyup tekrar iki üç dakika kadar karıştırarak kavuruyoruz.
  • Sonra borcama dizdiğimiz enginarların üstlerine eşit miktarda dağıtıyoruz.
  • Diğer tarafta bir kasede bir çay bardağı zeytinyağını 1 tatlı kaşığı şekeri ve arzu ettiğiniz kadar tuzu iyice çatalla çırpıyoruz. Eşit miktarda enginarların üstüne döküyoruz.
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz.
  • En son enginarları geçmeyecek kadar borcama su koyuyoruz.
  • 180 derecede yaklaşık 45 dakika kadar pişiriyoruz.
  • Pişip pişmediğini anlamak için enginarlara çatal batırabiliriz.
Afiyet olsun. Sevgiler....


30 Nisan 2012 Pazartesi

PATATESLİ ÇITIR BÖREK...

     Yeni bir haftaya merhaba.  Bu haftanın ve gelecek bütün haftaların, herkese sağlık, huzur, mutluluk getirmesini dileyerek başlıyorum  postuma:))  Çıtır çıtır bir börek tarifim var. Bu böreği de  Roma yolcusu olan kardeşim Emrah için yapmıştık. Adının hakkını veren çıtır çıtır bir börek. Yedikçe yiğesiniz geliyor. Birinin sizi durdurması lazım:))) Neyse bir an önce tarife geçeyim, ağzınızı fazla sulandırmadan:))
Ayrıca bu tarifi  çay kahve bahane etkinliğinin yeni ev sahibesi sevgili arkadaşım Ebru'ya Pastaeli ve porselen demlik etkinliğinin ev sahibesi sevgili arkadaşım Paşasofram 'a gönderiyorum. Kolay gelsin arkadaşlar...




Malzemelerimiz:
5 adet yufka
6 adet haşlanmış  patates
2 yemek kaşığı sıvıyağ
pul biber,karabiber.tuz

üzeri için :
1 çay bardağı sıvıyağ
1 şişe soda

Hazırlanışı:
  • İlk önce patateslerimizi soyup üzerini geçecek kadar suyla haşlıyoruz.
  • Haşlandıktan sonra süzüyoruz.
  • Karıştırma kabımızın içine alıp güzelce eziyoruz.
  • 2 yemek kaşığı sıvı yağımızı koyuyoruz.
  • Baharatlarını ve tuzunu koyup iyice karıştırıyoruz.
  • Yufkalarımızın birini alıp masaya seriyoruz. İlk önce dörde daha sonra ikiye bölüyoruz.
  • Fırça yardımıyla yufkalarımızı yağlayıp, iç malzemesinden koyup,şekilde ki gibi sarıyoruz.
  • Yağlanmış veya pişirme kağıdı serilmiş tepsimize diziyoruz.
  • Tam ortasını bıçakla 2-3 cm açıyoruz.
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz.
  • Sonra sıvı yağla sodayı çatalla çırpıp üzerlerine bolca sürüyoruz.
  • En son oarak üzerlerine arzuya göre çörek otu serpiyoruz.
  • 180 derecede ayarlanmış fırında üstleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler....

28 Nisan 2012 Cumartesi

PASTANE AÇMASI...

    Günaydın iyi pazarlar...  Şimdi size çok mu çok güzel bir açma tarifim var. Tarif sevgili Asiye yengeme ait.. Bu açma bizim ailemizde çok seviliyor. Ne zaman özel bir gün için hazırlık yapmak istesek listede hemen yerini alır. Sabah kahvaltılarına, çayın yanına çok yakışıyor. Mayalı bir hamur olduğu için taze yemek gerekiyor. Bizde zaten hiç ertesi güne kalmıyor:))) Yeğenlerim yemeye doyamıyor. Teyze lütfen bir tane dahaları hiç bitmiyor. Canlarım benim, onları iştahla yerken izlemek beni çoook mutlu ediyor. Biz iki çeşit şekil verdik siz istediğinizi uygulayabilirsiniz.







Malzemelerimiz:
1 su bardağı sıvıyağ
1 su bardağı süt
1 su bardağı ılık su
1 paket yaş maya(40 gr)
1 paket kabartma tozu
 3 yemek kaşığı  toz şeker
1  tatlı kaşığı tuz
aldığı kadar un
üzeri için yumurta sarısı, akını hamurun  içine koyuyoruz..

Hazırlanışı:
  • Bir su bardağı ılık suda  mayayı yumuşatıyoruz.
  • Un hariç bütün malzemeleri karıştırma kabımızda karıştırıyoruz.
  • Daha sonra aldığı kadar unla kulak memesi kıvamında bir hamur elde ediyoruz.
  • Yazın güneşli bir ortamda kışınsa kalorifer yanında en az bir saat mayalandırıyoruz.
  • Mayalandıktan sonra istediğimiz şekli veriyoruz.
  • Yağlanmış veya pişirme kağıdı serdiğimiz tepsimize diziyoruz.
  • İçine sevgimizi katmayı unutmuyoruz.
  • Üzerine  yumurta sarısı sürüyoruz. Arzuya göre çörek otu susam serpebiliriz.
  • 1 saatte tepside mayalandırıyoruz.
  • 180 derecede ayarladığımız fırınımızda üstleri kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler...

ÇUKUROVA'NIN MERKEZİ ADANA...

     Gezi notlarımda en son Gap turu kapsamında yaptığımız Antakya turumuzu anlatmıştım. Sıra geldi Adana'yı benim gözümden anlatmaya. Adana 'da kalmadık Adana'yı geçiş noktası olarak kullanıp kısa bir şehir turu yaptık. Kısa dediğime bakmayın görebileceğimiz en önemli noktaları gördük. Adana'ya girdiğimizde sabah sekiz buçuk civarıydı. İnanır mısınız o saatte bile kebap kokuyordu şehir. Adana Türkiye'nin beşinci büyük şehridir. Şehir merkezi Seyhan nehrinin kenarlarında bulunmaktadır. Adana Çukurova'nın bereketli topraklarının en önemli kısmıdır. Çukurova'nın merkezinde bulunur.

Şehri gezmeye 1882 yılında Adana valisi tarafından inşa edilen , 32 metre yüksekliğiyle Türkiye'deki en uzun saat kulesi olan Adana saat kulesinden başlıyoruz.
Daha sonra,Ramazanoğulları döneminden kalma Ramazan oğlu konağını görüyoruz.
Ramazanoğlu Konağı 1495 yılında Halil Bey'in hükümdarlığı sırasında inşa edilmiştir. Üç katlı olan konak hem taş hem de tuğlayla örülmüştür ve Türkiye'deki en eski ev örneklerinden biri olarak kabul edilir. Ramazanoğlu ailesinin yaşadığı yer Harem bölümüdür. Kalıntıları günümüze ulaşamayan Selamlık bölümü ise devlet işlerinin görüşüldüğü yerdi.


Daha sonra Adana Ulu camii geziyoruz.
1541 yılında Ramazanoğlu devrinde külliye biçiminde inşa edilen Ulu camii ise medresesi ve türbesiyle Adana'nın en çok ilgi gören ortaçağ mimarisine sahip bir yapısıdır. Pencerelerinin etrafında göze çarpan süsleme sanatlarının yanı sıra camide siyah ve beyaz mermer taşlarına rastlanır. Bunlar iç mekanda kullanılan 16. yüzyıl İznik çiniciliği ile ünlüdür.
Daha sonra Seyhan nehrinin kenarında muhteşem manzara eşliğinde mola veriyoruz.

En son durağımız olan Sabancı Camii'ne doğru yol alıyoruz. Tarihi bir geçmişe sahip olmamasına rağmen Adana'da en çok ziyaret edilen camidir, bunun sebebi de Orta Doğu'daki en büyük camilerden biri olmasıdır. Osmanlı mimarisine 'ne sadık kalınarak inşa edilen cami 1998 yılında hizmete açılmıştır. Genel görünüm olarak Sultanahmet Camii'ne, plan ve iç mekan olarak Selimiye Camii'ne benzer. Bu nedenle Sabancı Merkez Camii için “Selimiye'nin eşi, Sultanahmet'in kardeşi, Kocatepe'nin çağdaşı.” denmektedir





Caminin  çıkış kapısında ilk defa karabiber ağacı gördüm. Benim gibi hiç görmeyenleriniz varsa buyurun resmi aşağıda. Yakından da çektim:)))

Devamı var:)))