30 Eylül 2012 Pazar

AHTAPOT MAKARNA...

  Merhaba, yeni haftanın herkese sağlık, huzur, mutluluk getirmesi dileğiyle hepinizi selamlıyorum.
Sevgili blog arkadaşım Fincan teyze yeme problemleri olan çocuklar için bir etkinlik düzenlemeye karar vermiş.. Sağ olsun beni de bu etkinliğine davet etti. Davete icabet etmemek olmaz:))
Etkinliğin adı ''Cicik Boğaz'' etkinliği.. Türk Dil Kurumu Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğüne göre, her yemeği beğenmeyen anlamına geliyormuş. Sağol canım sayende bir şey daha öğrendik..

   Benim çocuğum yok ama yedi tane bir birinden tatlı yeğenim var. Hatta sekizincide yolda:))
Onlardan çok iyi biliyorum. Bize geldiklerinde bu makarnadan yapıyorum. Hemencecik bitiyor..
Bende '' Cicik Boğaz'' etkinliğinin sevgili ev sahibesi Fincan teyze'ye bu tarifimi gönderiyorum..
Kolay gelsin arkadaşım inşallah etkinliğine  bol bol katılım olur. Sevgilerimle....

Malzemelerimiz:
çubuk makarna
1 paket sosis (ben kokteyl kullandım siz uzun da kullanabilirsiniz)
tuz,su
2 yemek kaşığı sıvı yağ

Hazırlanışı:
Sosisleri 2 ye bölüyoruz.
Uçlarını çok az çiziyoruz(patlamaması için)
Daha sonra çubuk makarnaları batırıyoruz(en fazla 5 adet)

Kaynar suyun içine damak tadınıza göre tuzda atıp pişene kadar haşlıyoruz.
Süzdükten sonra 2 yemek kaşığı sıvı yağla kavuruyoruz..
Hepsi bu kadar...

Afiyet olsun. Sevgiler..

İSVİÇRE NOTLARIM..

Merhaba, Ramazan bayramı tatili için kuzenlerimin yanına gittiğimden bahsetmiştim. Sıra geldi bu gezinin detaylarını sizlerle paylaşmaya. İlk olarak gezimizin ilk ayağı olan İsviçre'nin Locarno bölgesinden başlayayım:)) 
Locarno İsviçre Kantonu Ticino'daki Maggiore Gölü'nün (Lago Maggiore) kuzey ucunda Ascona yakınında bulunan bir İsviçre şehridir.
Bizim  çocukluğumuz da Heidi diye bir çizgi film vardı. Heidi İsviçre'nin  Alp dağlarında dedesiyle yaşardı.. Alp dağlarını  ilk o zaman duymuştum.. O zamanlar hep Heidi ye özenirdim. Yemyeşil çayırlarda, dağlarda koşup oynardı. Yıllar sonra o dağları kendi gözümle görüp havasını soludum.. Kendimi Heidi gibi hissetmedim desem yalan olur:))


              Ben bölgeyi bizim Doğu Karadeniz'e benzettim.. Tabi onlar bizim gibi tabiatın dokusuyla    oynamamışlar.. Mümkün olduğu kadar orijinal haliyle saklamışlar..



                                                            Locarno 'dan genel bir görünüş.. Maggiore Gölü

                                                            Locarno 'dan başka  bir görünüş.. Maggiore Gölü
                                                 Yemek yediğimiz restoran. İşletmecisi Türk vatandaşı...
                                                             Ben peynirli ıspanaklı tortellini yedim tadı fena değildi

                                                         Çikolatalı suflesi muhteşemdi...

Devamı var....
Sevgiler...

27 Eylül 2012 Perşembe

TAHİNLİ KURABİYE...

  Merhaba, bu aralar vakitsizlikten pek sık yazamıyorum. Acısını sonra kat kat çıkaracağız inşallah:)))
Bugün size çok güzel bir kurabiye tarifim var. Tahini seven herkesin bayılacağı bir lezzet.. O kadar lezzetli ki birinin sizi durdurması lazım. Yoksa bütün tepsiyi bitirebilirsiniz:)))

Bu tarifi yıllar önce Elik Korkmazel'in televizyonda ki yemek programından almıştım. O gün bugün yaparım, tadına bakıp da tarifini istemeyen yok..

Bu mis kokulu kurabiyeleri 76.porselen demlik çay saati etkinliğinin yeni ev sahibesi Füsun'un Mutfağı'na sevgili Füsun arkadaşıma gönderiyorum.. Kolay gelsin arkadaşım..
Malzemelerimiz:
4 su bardağı un
1 su bardağı pudra şekeri
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı tahin
1 su bardağı iri kıyılmış ceviz veya fındık
1 paket kabartma tozu
Hazırlanışı:
İlk önce sıvıları koyarak bütün malzemeleri karıştırıp güzelce yoğuruyoruz.
Ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlıyoruz(bu kısım önemli biraz dikkat istiyor)
Pişirme kağıdı serilmiş yada yağlanmış tepsimize diziyoruz.
175-180 derece ayarladığımız fırınımızda üzeri çatlayıp çok hafif kızarana kadar pişirip, fırından çıkarıyoruz.
Soğumasını bekliyoruz.. Yoksa dağılır dikkat!!
Çayımızın yanında afiyetle yiyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler...

23 Eylül 2012 Pazar

Yemek Aşkından Hediyeler...


                                             Katılmak için  tık tık..

21 Eylül 2012 Cuma

TEŞEKKÜRLER...

  Merhaba, blog açmak benim uzun zamandır düşündüğüm ama bir türlü cesaret edemediğim bir şeydi.. Ya yeterli özveriyi gösteremezsem, ya ilgi çekmezse, ya sıkılırsam gibi düşünceler yüzünden hep bu isteğimi ertelemiştim. Taki yaklaşık 8 ay öncesine kadar, birden bir anlık düşünceyle açıverdim.. O kadar ani oldu ki o güne kadar inanın hiç isim düşünmemiştim.. İlk aklıma gelen ismi koydum.. İyi kide koymuşum zamanla ismimi çok sevdim, güzel tepkiler aldım.. Bugün bloğumun kullanıcı panelini açtığımda alttaki tabloyla karşılaştım:)) Yaşadığım mutluluk tarif edilemez.. Bu benim bile hayal ettiğimden çok fazlasıydı..
8 ay gibi kısa bir sürede beni takip edip destekleyen yorum yapan bu tabloyu görmeme vesile olan herkese kucak dolusu sevgiler, selamlar..
Birde özellikle sonsuz destekleri için  blogger arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız..

Sevgiler...

20 Eylül 2012 Perşembe

ZENCEFİLLİ KURABİYE...

  Merhaba, zencefilli kurabiye sever misiniz? Ben çok severim helede kahvemin yanında.. Bu kurabiyenin pişerken mutfağa verdiği kokuya bayılıyorum.. Bunun için her gün yapabilirim dermişim:)))
Ayrıca  kavanoza yada kurabiye kaplarına koyduğunuzda uzun süre aynı tazelikte tüketebiliyoruz.

Bu mis kokulu kurabiyeleri 76.porselen demlik çay saati etkinliğinin yeni ev sahibesi Füsun'un Mutfağı'na sevgili Füsun arkadaşıma gönderiyorum.. Kolay gelsin arkadaşım..
Malzemelerimiz:
yarım paket tereyağı veya margarin(125 gr)
yarım su bardağı toz şeker
yarım su bardağı pekmez
1 yumurta sarısı
4 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
yarım tatlı kaşığı tarçın
1 silme tatlı kaşığı toz zencefil

Hazırlanışı:
Oda sıcaklığında tereyağımızla şekerimizi güzelce yoğuruyoruz.
Pekmezi ve yumurta sarısını da ilave edip  yoğurmaya devam ediyoruz.
Diğer bütün kalan malzemeleri de koyup güzelce yoğuruyoruz.
Daha sonra unlanmış tezgah üzerine merdane yardımıyla yarım cm kalınlığında açıp kalıplarla kesiyoruz.
Kalıbımız yoksa çay bardağının ağız kısmını kullanabiliriz.
Pişirme kağıdı serdiğimiz veya margarinle yağladığımız tepsimize diziyoruz.
175 derecede önceden ısıtılmış fırınımızda 10  dakika kadar pişiriyoruz. (dikkat bu çok önemli ) 
Soğuduktan sonra cam kavanozlara yada kurabiye kutularında muhafaza edip, canımız istediğinde yiyebiliyoruz.

Afiyet olsun. Sevgiler..

19 Eylül 2012 Çarşamba

KAPADOKYA...

    Merhaba Gap turu kapsamında yaptığımız gezimizin sıra geldi son durağı olan Kapadokya'yı benim gözümden anlatmaya... Burası dünya gözüyle görmek istediğim yerlerin başında geliyordu. Gördüğümde hiç hayal kırıklığı yaşamadım. Aynen beklediğim gibiydi..
Sizleri sıkmadan çok az genel tarihinden bahsetmek isterim. Kapadokya bölgesi 60 milyon yıl önce Erciyes Hasan dağı ve Güllü dağın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların, milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırmasıyla ortaya çıkmıştır..
       Muhteşem güzellikte bir manzara.. İnsanı hayaller kurmaya sürüklüyor.. Bu manzarayı kışın kar altında hayal edemeden duramıyorum.. Eminim o daha muhteşemdir.. Kısmet belki bir gün oda olur..      
                                    Kapadokya da ki taşları şekillere benzetiyoruz.. Misal bu bir deveye benziyor..
                                                                 Buda öpüşen bir çifte benzemiyor mu???
Kapadokya nın muhteşem manzarasını ve güneşin doğuşunu yukarıdan seyretmek isterseniz, erken kalkmayı göze alıp balon turuna katılabilirsiniz..
                                            Yüzlerce yıl,insanlar bu mağaraları ev ve kiliseler olarak kullanmışlar..

                                                                  Göreme açık hava müzesinden bir görünüm..
                                                                Göreme açık hava müzesinden başka  bir görünüm..
                                Öğle yemeğinde, ud eşliğinde çalınan  müzikle beraber nefis testi kebabı yedik..


                                                          Daha sonra Hacı Bektaşi Veli  Müzesini gezdik..
                   Ne kadar güzel bir söz değil mi? Maalesef uygulayamıyoruz. Canımız yandıkça can yakıyoruz:(((



Kapadokya Gap turu kapsamında yaptığımız  gezimizin son durağıydı. 
Kültürel zenginliği son derece bol olan, Güney Doğu Anadoluyu hala içinizde görmemiş olanınız varsa, imkanı olanlara tavsiye gidip mutlaka görün.. Kesinlikle bize televizyonlarda, anlatıldığı ve gösterildiği gibi değil. Son derece güzel,modern ve tahmininizden  çok çok yeşil bir bölgeyle karşılaşacaksınız.. İnsanları, esnafı son derece yardım sever ve güler yüzlü.. Kısacası dünya gözüyle gidip görülecek yerlerin başında geliyor.. O kadar güzeldi ki ben ve arkadaşlarım doyamadık. İlerleyen zamanlarda tekrar gidip doya doya gezmek istiyoruz:)))

Sevgiler....